30 Mayıs 2009 Cumartesi

Tembel Bir Günün Boş Hikayesi

tipik bir öğrenci evinde,pekte tipik olmayan bir odamdayım yine...
odalarımı çok seviyorum nedense....
hep aynı eşyalar olsada,farklı pencerelere sahip olması ve o pencerelerin farklı yerlere açılıyor olması beni hep düşüncelere sevkeder...
bir önceki odamın penceresi apartman boşluğuna açılıyordu,karşıda da yan komşunun yatak odası...:)
bu kez apartman boşluğuna bakmasada güneş görmeyen bir cephedeyim yine...
yan binanın giriş kapısın tam karşısı,
dairemizde birinci katta...
bugün yine tembelliğimin doruklarında olduğum bir gün....
gece 4 gibi uyudum,sekiz gibi kalkıp gazetemi okudum...
sonra yine yattım,11e kadar uyudum...
evde kimsenin olmaması yatağımla aramdaki samimiyet derecesini artırdı galiba...
mutfakta birşeyler atıştırdıktan sonra soğumak üzere olan yatağımda buldum kendimi....
sonra biraz daha yatayım derken telefon çaldı birden....
umarım kimse beni dışarı çağırmaz diye korkarak telefona baktım....
korktuğum başıma gelmişti....uzun zamandır görüşmek için sözleştiğim ortaokul arkadaşım telefonun diğer ucundaydı....
insan istediği zaman anında bahaneler bulabiliyordu....
şehir dışında olduğumu söyledim uykulu sesimle....
tabi anladı benim bu masum yalanımı....
'hadi kalk evdesin biliyorum' dedi
sesimde ciddi bir ton belirdi aniden :)
'ne evi lan' dedim...
ben sert çıktığımda sakinleştiğini ve söylediklerimi kabullendiğini daha önce tecrübe edinmiştim....bu kezde işe yaradı....
'tamam öyle olsun' dedi....
yeniden uyumaya çalıştım ama uykum çoktan kaçmıştı....
yastığımla nerdeyse akraba olmak üzere olan bilgisayarımı açtım...
bütün şarkıları aktardım media player a...
tembeldim ama hareketli şarkılar dinlemek istiyordum...
tamda istediğim gibi şarkılar ard arda dizildi...
murat boz'un sallana sallana şarkısında takıldım kaldım sonunda....
bu kez sadece onu dinledim defalarca....
bir anlamı yoktu belki ama hoşuma gitmişti bu şarkı,
penceremin önündeki güvercinleri izlerken dinlemek....
şarkıyı dinlerken, güvercinleri izlerken yine uyuyakalmışım....
uyandığımda saat akşam 7yi gösteriyordu....

24 Mayıs 2009 Pazar

Gönlü Geniş Ve Ruhu Gezgin, Sufi Meşreplilerin Kırk Kuralı

Dördüncü Kural:

Kainattaki her zerrede Allah' ın sıfatlarını bulabilirsin,
çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil,
her yerdedir.

Allah' ı görüp yaşayan olmadığı gibi,
O' nu görüp ölen de yoktur.
Kim O' nu bulursa
sonsuza dek O' nda kalır.

Elif Şafak- Aşk

Gönlü Geniş Ve Ruhu Gezgin, Sufi Meşreplilerin Kırk Kuralı

Üçüncü Kural:

Kuran dört seviyede okunabilir.
İlk seviye zahiri manadır.

Sonraki batıni mana.
Üçüncü batıninin batınisidir.
Dördüncü seviye o kadar derindir ki
kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.


Elif Şafak-Aşk

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Düşüncelerim,Müzik,Ben,Diğer Ben ve Yarattığım Benlik

yüksek sesle dinlediğim şarkılar içinde daldım gidiyorum yine...
konuşmak istemiyorum kimseyle...
sesimi bile duymaya tahammülüm yok...
bir kaç çıtırtı duyuyor gibi oluyorum ilk önce,
sonra s.et diyorum içimden....
boşver....
şarkılarından seni kimse ayıramaz...
şarkıların içinde kayboldum zannederken,
birde bakıyorum ki kendimle başbaşayım...
bu uzun zamandır olmayan bir şey...
hayretle izliyorum kendimi...
düşüncelerim bile yabancı kalmış bana...
hadi hayırlısı diyorum...
boylu boyunca uzanıyorum yanıma,
hasbihal etmeye çalışıyorum,
dinlediğim şarkıyı işaret ediyor diğer ben....
oyun oynama zamanı değil diyorum kendime
anlat hele....ne var ne yok!
susmayı yeğliyor....
kendime bile yabancı olduğumu bir kez daha anlıyorum
insanları tanıma sevdasından vazgeçiyor,
kendime zaman ayırmaya karar veriyorum,
yükleniyorum yükümü,çıkıyorum yola
azıklarımı alıyorum,
mataramdaki suyuda ihmal etmiyorum
susuz olmaz diyorum içimden...
ilk durakta sorular ve sorunlar yineleniyor
içimde bir 'ben' yaratmakla
başka bir insan yaratmanın ızdırabını sorguluyorum
ben ile başka bir benlik...
ne kadar uyumlu olabilirdi acaba...
görmeye ve denemeye değerdi aslında...
sanırım biraz cesaret istiyordu...
ben deki beni yaratmaya çoktan başlamıştım
şimdi bir başka benliği yaratma zamanı
hayalci olmadan,
gerçeklerle çatışmadan
benle kavga etmeyecek bir başka benlik...
bu düşünceler içinde kaybolmuşken...
kulağımdaki şarkıyla irkiliyorum....
bu ses nilgül'e ait
'yan kalbim yan' diyor....
tevafuğun böylesi diyorum içimden....
düşüncelerimle kendimi bir kenara bırakıp
şarkının ritimlerinde kayboluyorum....

*****

Yazılan kadarını yaşar insan
Ne eksik ne de fazla inan
Bazen karışırda hayalle sevdan
Yalansın oysa geçer zaman
Yan kalbim yan
Giden unutulur sen sana yan
Sus kalbim sus
Nasibin yok senin aşktan
Görünen kadarını bilir insan
Ne eksik ne de fazla inan
Bazen karışırda hayalle sevdan
Yalansın oysa geçer zaman

15 Mayıs 2009 Cuma

Gönlü Geniş Ve Ruhu Gezgin Sufi Meşreplilerin Kırk Kuralı

İkinci Kural:

Hak Yol' unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
Kılavuzun daima yüreğin olsun,
omzun üstündeki kafan değil.

Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!

Elif Şafak - Aşk



12 Mayıs 2009 Salı

İyilik Dilekleri...

İyilik dilekleri yaşam felsefemin bir yansısıdır. benim için ortada yaşanılan tek tek "hayatlar" diye bir şey söz konusu değil. sadece "hayat" var. "özel hayat"larımız dediğimiz şey çok muğlak, belirsizdir. her an nereden geldiği belli olmayan sayıya gelemeyecek kadar çok uyaranın etkisi altındayken "işte burası benim özelim, şuradan sonrası da seninki..." diyebilecek kesin bir çizgi göremiyorum. ben senin kaderinde sayısız sebeple birlikte bir rol oynuyorum. sen de benimkin de... hepimiz birbirlerimizin kaderine ortağız, onu yazıyoruz. o halde "kaderler" nerededir?!!!! sadece bir tek kader var!!!! işte bu kader benim için çokluk büyük bir KEDER girdabı olarak görünüyor. hastalıklar, savaşlar, işsizlikler, ayrılıklar,.... tüm bu keşmekeşin karşısında bireysel olarak yapabileceğim hiç bir şey yok gibidir. tüm bu varlığın ıztırabına karşı duyduğum çaresizlik ve kendi umutlarımdan beklentilerimden doğan elemler... işte bunlara karşı ne yapabilir ve bu acılardan nasıl kurtulabilirim??? bir başlangıç noktası yaratabilirim!!!! o başlangıç noktası işte bahsettiğim o âcizlik durumudur!!! elbette bu kelimeyi/kavramı özenle, dikkatle, itinayla kullanmak istiyorum!!! bu âcizlik edebiyatı yapmak, dilenmek demek değildir!!!! ya nedir???? birinci olarak diğerleri için, tanımadan, görmeden hayır/iyilik dileyebilmek ve bunu salt bir duygu değil fakat elimden geldiğince en pratik hale dökebilmektir... işte bu hislerin sevkiyle yaptığım bir şeydir "iyilik dilekleri"......

Mataramdakisu (blogspot.com)

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Gönlü Geniş ve Ruhu Gezgin Sufi Meşreplilerin Kırk Kuralı

Birinci kural:
Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

elif şafak-aşk

8 Mayıs 2009 Cuma

Umuda İhtiyacım Var

yazı yazma isteğim yok bir kaç gündür.
birşeyler yazayım diyorum,ikinci cümleden sonra tıkanıyorum.
en güzeli birşey yazmamak diye siliyorum yazdıklarımı.
aradan bir kaç dakika geçtikten sonra yeni bir umutla yeni cümlelere başlıyorum,cık...
yine olmuyor...
kafamda o kadar çok şey varki,hangi birini yazacağımı bile bilmiyorum.
o güzel yolculuğum sonrası dağıttığım odamı bile toparlamak gibi bir isteğim yok...
zihnim gibi odam da dağınık...
toparlanmam için biraz zamana ihtiyacım var sanırım...
en önemliside biraz umuda...

5 Mayıs 2009 Salı

Ayna


aynaya baktım/
ben/
başka bir ben
suretim/
başka bir suret olmuş,
ağladım/
sustum/
aradım/
arandım/
bulduğumu sandım/
bulamadım/
bekledim/
bekliyorum/
bekleyeceğim/
beni gösteren/
beni tamamlayan aynayı/
bulana kadar/
yada gelene kadar...

1 Mayıs 2009 Cuma

Yollardayım

istanbuldan uzaklaşmak istemiştim uzun zamandır.bir iş vesilesiyle ufak bir tur yapıyorum şu günlerde.aksaray,adana,maraş,adıyaman,urfa belki kayseri.bu yazıyı aksaraydan yazıyorum.yolculuğa ilk çıktığım sıralar kulağımdaki şarkı sezen aksu dan gidiyorum bu şehirden.not defterime de ara ara bir şeyler karalıyorum.ilk fırsatta buraya ekleyeceğim.
***
hayatın güzel yanlarından bir taneside gezmek sanırım.yeni yeni insanlar görmek,yeni hikayeler dinlemek,böyle yerlerde varmış,böyle şeylerde yaşanıyormuş diyebilmek önemli bir olay sanırım.insan hayatta hep öğrenci olduğunu ancak gezerek,tanıyarak öğreniyor.izlenimlerimi aktaracağım...
görüşmek üzere....