15 Kasım 2014 Cumartesi

Açık Mektup-İyilik Dilekleri (gönderilmemiş mektuplar)


-->
Merhaba mataramdakisu
Düşünce dünyanın derinliği yazılarını da derinleştirmiş.bu sebepten yazdığın mesajlara hemen cevap yazmak yerine biraz düşündükten sonra cevap veriyorum.ayrıca internete düzenli bi şekilde girmiyorum,girsem de uzun süre takılamıyorum o yüzden cevaplarım geç geliyor özür dilerim.
Kaderle kederin kesişimi çok doğal ama bu kesişimin neye sebep olacağı çok önemli.sorunlar ve sorunların çözümünü nerede aradığımız da çok önemli.bence insan, hayatında mutlaka bir şeye inanmalı,inanmak insanın fıtratında var.insan bu inançla soruların cevaplarını buluyor ve ona göre hayatını şekillendiriyor.öncelikle kader dediğimiz olgunun bizim için çizilen bir yol haritası olmadığına bizim kendi yolumuzu (dış etkenli yada dış etkensiz)kendimizin çizdiğine inanmamız gerekiyor.
Kendi yolumuzda ilerlerken mutlaka önümüze engeller çıkıyor,bazen yol değiştirip,bazen de geri gidebiliyoruz.ben kaderi kabullenebilmem için bir benzetme yaptım.hayatı büyük bir ağaç gibi düşündüm,ağaç ana gövdeden yukarı doğru çıktıkça dallara ayrılır.her dal yine dallara ayrılır bu yapraklara kadar bu şekilde devam eder…hayatta o ana gövdeden başlayan bi serüven gibi…belli bir yaşa kadar o ana gövdede ilerlemek zorundayız,sonra hayat bize öyle yada böyle seçenekler sunar,biz o seçenekler arasından tercihler yapmak zorundayız.seçimimizi yaptıktan sonra ilerde yol tekrar ikiye yada belki üçe ayrılır biz yine seçimimizi yapar o şekilde yolumuza devam ederiz….o büyük ağaçta gideceğimiz son noktayı seçimlerimiz belirler.tercihlerimizle yan yatmış bir dala doğruda gidebiliriz,ağacın zirvesine doğruda….ama bu yolda garip bir durum var, tercih ettiğin yoldan geri gelemiyorsun.yani seçtiğin ve seçmediğin yolun artılarını ve eksilerini gördükten sonra geri dönüp başka bir yola geçmek gibi bir şansın yok.işte bizi kederlendiren de buradan sonra başlıyor.tercih ettiğimiz yolun bize uymayan kısımlarıyla,tercih etmediğimiz yolda kaçırdığımız fırsatlar bizi kederlere,ümitsizliğe sürüklüyor….
Bu düşünceler kendi sınırlarımı zorlayarak bulduğum ve kendimi ikna etmekte kullandığım düşünceler…biliyorum ki bu düşüncenin içersinde senin sorularına, daha doğrusu düşünen ve farkında olan insanların sorularına cevap olmayan kısımlar vardır….belki öyle bir soru daha sorarsın ki her şey birden yok olur….ama soruların cevaplanması için bir teorim var ve bu teoriyi gün geçtikçe zenginleştirip bir kanun oluşturmaya çalışıorum…
kaderlerin kesişmesi,birbirimiz üzerinde ki etkilerimiz,kalıcı izler bırakmamız,o izler vesilesiyle doğrulara yada yanlışlara sürüklenmemiz bu dünyanın cilvesi,yada oyunun bir parçası gibi...
insan düşündükçe sorular çoğalıyor...
ve sorular içinde kafayı yiyorsun....
ya birçok şeyi kabulleneceğiz,susacağız....'kaderci' olacağız
yada soruların cevaplarını bulana kadar gideceğiz...
yada soruların cevaplarıyla uğraşmak yerine topyekün inkarı seçip ateist olacağız....
ben ne kaderci olabildim,nede soruların cevabını bulabildim adam akıllı...
ama şunu biliyorum ki....inkar edenlerden değilim.... :))

eksik şiir

gittinde eksildim mi sanıyorsun
sarsılmış olabilirim ama yıkılmadım
ayakta ağlayanlardanım bilirsin
sürünmek bana göre değildir
şimdi uzakta içten içe.........

yarım kalmış-2008

vazgeçemedim

kulaklığımda çalan şarkı;

gidiyorum bu şehirden

hiç bir zaman gidemedim bu şehirden,

ümitlerimden,hayallerimden

kendimden vazgeçemedim

2008

vazgeçtim

yeni bir ev,yeni bir oda...

farklı bi mekan,

değişmeyen eşyalar....

bir umutla taşındım

'yeni kararlar,yeni idealler...

eskisi gibi olmayacak hiç birşey!

bu kez kaderin çarklarında ezilmeyeceğim.

malup olmayacağım insanlara'

dedim kendi kendime....

henüz

eşyaları tek tek yerleştirirken vazgeçtim ideallerimden...

not;bu yazıyı yazalı beş yıl olmuş,geriye dönüp baktığımda değişen hiçbir şey olmamış..yazık..



yalnızlık

bir cuma daha geçer yüreğimin ortasından,

yine kendime kalmışımdır

ağlamalarım sessiz olur

isyanlarım kendime kalır

Boş İşler

Bazen hayatın tesadüflerinin peşinde koşarken yorulur kalırız,
karşımıza çıkan her insanın,
her fırsatın biricik ve tek olduğu yanılgısına kapılırız,
gözlerimiz görmez başka birşeyi,
herşey o'dur,
her yol ona çıkar,
ne büyük yanılsamadır,
serap gibi,
koşar koşar ve boşa çıkar koştuğumuz sevdalar,
yorulduğumuzla kalırız,
hiç bir hayalin peşinden dünyada sadece o hayal varmış gibi
koşmak
anlamsızdır aslında,
koşarken çevremize baksak,
ne fırsatlar,ne güzellikler gelip geçer yanımızdan,
ama yok,
bakamayız,
bakıpta kendimizi meşgul edemeyiz..
hedefimize odaklanmak varken,
ne gerek var boş işlerle zaman öldürmeye..